18 Kʒala 2026 - Sabat̆oni


Ndğaneri nozit̆a: Oxorzasuzi k̆oçi t̆angalasuzi puci numgvas.
Günün sözü: Kadınsız erkek, çıngırağı olmayan inek gibidir.
Gramer 45 - Fiil başları

45

fiil başları

45.  Liste: Fiil Başları(P̆riverbi)

Bu çalışmada tüm Lazca diyalektlere bakılarak 51 çeşit fiil başı keşfedilmiştir. Bazı fiil başları çok sayıda fiil ve fiilimsilerine eklenebilirken, bazılarının kullanımı oldukça kısıtlıdır.

Fiil başları fiillerin tüm olumlu ve olumsuz biçimlerine eklenebilmektedir.

Bazı Fiil başları arkasına gelen kök önekine göre biçimini değiştirmektedir. Bu bölümde Fiil başlarının temel biçimini göstermek amacı ile Fiil-isimler madde başı olarak gösterilmiştir.

45.1. AMA- Dışarıda başlayan bir eylemin yatay düzlemde hareket ederek kapalı iç mekana yöneldiğini ve içeride bittiğini belirtir.

Değişkenleri
am-: “i, o, u” önünde
amv-: “a” önünde

amağmalu ~ amağu: (cansız varlığı) içeri götürmek
amak̆riyinu: içeriye bağırmak
amanç̆oru: içeriye doğru delmek
amaşk̆valu ~ amaşk̆u: içeri yollamak
amayonu ~ amaonu ~ amaqonu: (canlı varlıkları) içeri götürmek
amolva ~ amaxtimu: girmek

45.2. CE- gyu. GE- yul. ➜ GE-.

45.3. CELA- gyu. GELA- yul. GİLA- çxa. GELA-

45.4. Ç̆EK̆O- atn. CEK̆O- arş. fur. EK̆O-(1) fur. arş. Arka, ardından, peşinden anlamı verir.

değişkenleri
ç̆ek̆-: “i, o, u” önünde
ç̆ek̆e-: “vi, vu, mi, gi” önünde

cek̆o-'nun değişkenleri
cek̆-: “i, u” önünde
cek̆v-: yöreye göre “a, o” önünde
cek̆e-: “vi, bi, vu, bu, mi, gi” önünde

ek̆o-'nun değişkenleri
ek̆-: “i, u” önünde
ek̆v-: yöreye göre “a, o” önünde
ek̆e-: “vi, bi, vu, bu, mi, gi” önünde

ç̆ek̆obgaru ~ cek̆ogbaru ~ ek̆obgaru: arkasından ağlamak
ç̆ek̆oç̆ordu cek̆oç̆ordu ~ ek̆oç̆ordu: arkasından yırtılmak
ç̆ek̆omʒxvalu ~ cek̆omʒxu ~ ek̆omʒxu: arkasına, arkasından eklemek
ç̆ek̆onç̆uşu ~ cek̆onç̆uşu ~ ek̆onç̆uşu: peşinden yetişmek
ç̆ek̆osk̆udu ~ cek̆osk̆udu ~ ek̆osk̆udu: arta kalmak, ardında kalmak
ç̆ek̆osvaru ~ cek̆osvaru ~ ek̆osvaru: arkasına, ardına dizmek

45.5. Ç̆EŞK̆A gyu. CEŞK̆A arş., GEŞA- yul. ➜ GEŞA-

45.6. DO-(1)Yere doğru” anlamı verir. [Mamtinoba “do-” ile karşılaştırınız. bkz. 34.2.]

Değişkenleri
d-: “i, o, u” önünde
dv-: “a” önünde
de-: Atina'da, “vi, vu, mi, gi” önünde

dobğalu ~ dobğu yere dökmek
dodvalu ~ dodu yere koymak
docinu gyu. yatmak
dorgalu ~ dorgu dikmek (bitki)

45.7. DO-(2) Anlamı yalındır. [Mamtinoba “do-” ile karıştırmayınız. bkz. 34.2]

Değişkenleri
d-: “i, o, u” önünde
dv-: “a” önünde
de-: Atina'da, “vi, vu, mi, gi” önünde

doç̆iru:lazım olmak
doguru: öğrenmek
donç̆inu ~ doç̆k̆inu: yorulmak

45.8. DOLO- Eylemin dar ve dikine derinliği olan iç mekana yöneldiğini ifade eder. Çoğu durumda derinlik anlamı katar.

Değişkenleri
dol-: “i, o, u” önünde
dolv-: “a” önünde
dele-: Atina'da, “vi, vu, mi, gi” önünde
del-: Atina'da, “i, u” önünde

dolobğalu ~ dolobğu: (katı nesneyi) dikine derinliği olan bir yerin içine dökmek
dolocinu gyu. dikine derinliği olan bir yerin içine yatmak (yatırmak).
doloç̆valu ~ doloç̆u: dikine derinliği olan bir yerin içinde yakmak.
dolodginu dikine derinliği olan bir yerin içinde durmak.
dolodvalu ~ dolodu dikine derinliği olan bir yerin içine koymak.
dololva ~ doloxtimu dikine derinliği olan bir yerin içine girmek.
dologurgulu derin bir uğultu ile gök gürlemek

45.9. E- gyu. viʒ̆. ark. YE- xop., çxa. Altta başlayan bir eylemin dik bir doğrultu ile üste doğru yöneldiğini ve üstte bittiğini belirtir.

Değişkeni
ey-: vuayel önünde

eç̆irdu alttan üste doğru çekip koparmak.
edanz̆u alttan üste doğru kaldırmak; yükseltmek.
eğmalu ~ eğu: alttan üste doğru çıkarmak.
exiru ~ ezdu: dik doğrultuda havaya kaldırmak
eyolva ~ elva ~ eolva ~ extimu: alttan üste doğru (dik doğrultuda) çıkmak
ek̆anu alttan üste doğru (dik doğrultuda) atmak
ek̆ap̆inu alttan üste doğru atlamak

45.10.    EK̆O-(1) Yapılmış veya yapılmakta olan bir eyleme bağlı olarak (peşi sıra, ardı sıra) yapılan başka bir eylemi ifade eder.

Değişkenleri
ek̆-: “i, u” önünde
ek̆v-: yöreye göre “a, o” önünde
ek̆e-: “vi, bi, vu, bu, mi, gi” önünde

ek̆obarbalu peşi sıra mırıldanmak, mırıldanarak dolaşmak.
ek̆ordinu peşi sıra büyütmek.
ek̆okosu peşi sıra süpürmek (bir iş yaparken aynı zamanda süpürmek).
ek̆odgitinu birileri yürürken isteyerek geride durmak, geride kalmak.
ek̆ok̆oru birşeyin peşine, arkasına bağlamak.
ek̆omşaru bir şeyi arkadan itmek.

45.11.    EK̆O-(2) Var olan bir şeyin içine sonradan ekleme yapıldığını anlatır.

Değişkenleri
ek̆-: “i, u” önünde
ek̆v-: yöreye göre “a, o” önünde
ek̆e-: “vi, bi, vu, bu, mi, gi” önünde

ek̆obalu ~ ek̆obu var olan bir sıvının içine sıvı eklemek.
ek̆obazgu bir şeyin içine basmak.
ek̆oç̆inaxu ezilmiş birşeyin içine yeni eklemede bulunarak ezmek.
ek̆odvalu ~ ek̆odu var olanın içine bir şeyi koymak.
ek̆oxedu oturanların arasına sonradan oturmak

45.12.    EK̆O-(3) “Dik doğrultu ile yukarıya doğru” yönelme anlamı katar.

Değişkenleri
ek̆-: “i, u” önünde
ek̆v-: yöreye göre “a, o” önünde
ek̆e-: “vi, bi, vu, bu, mi, gi” önünde

ek̆oʒ̆elimu dik doğrultu ile yukarıya doğru bakmak
ek̆ozdalu dik bir doğrultuda yukarıya doğru kaldırmak

45.13.    ELA-(1) gyu. yul. İLA-(1) çxa. Aşağıda başlayan bir eylemin çok dik olmayan bir eğimde yukarıya doğru yöneldiğini belirtir. Eylemin başlangıç ve bitiş noktaları arasındaki yer meyillidir.

Değişkenleri
el-: “i, o, u” önünde
elv-: “a” önünde
ele-: “vi, bi, vu, bu, va, ba, mi, gi” önünde
elo-: Atina'da bazen, “ma, va” önünde “ele-”nin değişkeni olarak gözlemlenmektedir.

elabaru aşağıdan yukarıya doğru rüzgar esmek.
elayoxu ~ elaoxu ~ elacoxu aşağıdan yukarıya doğru seslenmek, çağırmak.
elolva ~ elaxtimu aşağıdan yukarıya doğru çıkmak.
elayonu ~ elaonu ~ elaqonu aşağıdan yukarıya doğru götürmek (canlı)
elaʒ̆elimu ~ elaʒ̆omilu ~ elaʒ̆k̆omilu aşağıdan yukarıya doğru bakmak.

45.14.    ELA-(2) viʒ̆. ark. İLA-(2) çxa. “Kenar, yan, kenar taraf, yan taraf” anlamlarını verir.

Değişkenleri
el-: “i, o, u” önünde
elv-: “a” önünde
ele-: “vi, bi, vu, bu, va, ba, mi, gi” önünde
elo-: Atina'da bazen, “ma, va” önünde “ele-”nin değişkeni olarak gözlemlenmektedir.

elaçvalu ~ elaʒu bir kenarını açmak.
eladvalu ~ eladu bir kenara koymak
elaç̆irdu ~ elaç̆k̆idu kenarını yırtmak,kenarından yırtmak.
elaşk̆oru ~ elaç̆k̆oru kenarını biçmek, kenarından biçmek.
elaç̆opu bir kenarda yakalamak.
eladgalu ~ eladgu bir kenara ya da bir şeyin yanına koymak.
elaxedu bir kenara, yana ya da yanına oturmak.

45.15.    EŞK̆A-(1) gyu. EŞA-(1) yul. İŞA-(1) çxa.Dikine derinliği olan kapalı mekandan yukarıya doğru” anlamı verir.

Değişkenleri
eşk̆-: “i, o, u” önünde
eşk̆v-: “a” önünde
eşk̆e-: “vi, bi, vu, bu, mi, gi” önünde

eşa-' değişkenleri
eş-: “a, i, o, u” önünde
eşe-: “vi, bi, vu, bu, mi, gi” önünde

eşk̆atoru dikine derinliği olan kapalı mekandan yukarıya doğru çekmek.
eşk̆ayoxu ~ eşk̆aoxu ~ eşacoxu dikine derinliği olan kapalı mekandan yukarıya çağırmak
eşk̆olva ~ eşaxtimu dikine derinliği olan kapalı mekandan yukarı çıkmak.
eşk̆ancğonu ~ eşancğonu dikine derinliği olan kapalı mekandan yukarıya (cansız varlığı) göndermek
eşk̆apinu ~ eşapinu: dikine derinliği olan kapalı mekandan yukarıya doğru gütmek
eşk̆ayonu ~ eşk̆aonu ~ eşayonu ~ eşaqonu dikine derinliği olan kapalı mekandan yukarıya doğru (canlı varlığı) götürmek
eşk̆aʒ̆elimu ~ eşk̆aʒ̆omilu ~ eşaʒ̆k̆omilu: dikine derinliği olan kapalı mekandan yukarıya doğru bakmak

45.16.    EŞK̆A-(2) gyu. EŞA-(2) yul. İŞA-(2) çxa. Bir şeyin arasından dikine gelişen hareketi anlatır.

Eşk̆a-' değişkenleri
eşk̆-: “i, o, u” önünde
eşk̆v-: “a” önünde
eşk̆e-: “vi, bi, vu, bu, mi, gi” önünde

eşa-' değişkenleri
eş-: “a, i, o, u” önünde
eşe-: “vi, bi, vu, bu, mi, gi” önünde

eşk̆abğalu ~ eşk̆abğu ~ eşabğalu araya (katı) dökmek
eşk̆acinu ~ eşacinu araya yatmak, araya yatırmak
eşk̆aç̆irdu ~ eşaç̆k̆idu arasını yırtmak; arasından yırtmak; arasını yırtmak
eşk̆adgalu ~ eşk̆adgu ~ eşadgalu araya koymak
eşk̆ak̆odu ~ eşak̆odu araya bölme koymak, araya birşeyi inşa etmek
eşk̆ak̆vatu ~ eşak̆vatu arayı kesmek; arasını kesmek; aradan kesmek

45.17. EXO- çok az sayıda fiilde kullanılmaktadır.

exondvalu atn. sorumluluk almak.

45.18. EYO- atn. EO arş. Altta başlayan bir eylemin üstteki yüzeye yönelişini ve bu zeminin üzerinde bitişini ifade eder.

eyobğalu ~ eobğu (sayılamayan) üstüne dökmek
eyocinu ~ eocinu üzerine yatmak
eyoçvalu ~ eoʒu üstünü açmak
eyodgalu ~ eodgu üstüne koymak
eyoxedu ~ eoxedu üstüne oturmak
eyorçalu ~ eorçalu üzerine sermek

45.19.    EƷ̆O- Eylemin birşeyin altında, dibinde, altı ya da dip tarafında yapıldığını belirtir.

Değişkenleri
eʒ̆-: “i, o, u” önünde
eʒ̆v-: “a” önünde
eʒ̆e-: “vi, bi, vu, bu, mi, gi, (ma)” önünde

eʒ̆obalu ~ eʒ̆obu altına dökmek.
eʒ̆obaru alttan esmek, altına doğru esmek
eʒ̆obğalu ~ eʒ̆obğu altına (katı) dökmek
eʒ̆oç̆adu ~ eʒ̆oç̆k̆adu altına çakmak; altından çakmak
eʒ̆oç̆inaxu altında ezmek; altında ezilmek
eʒ̆odvalu ~ eʒ̆odu altına koymak
eʒ̆oğuru altında ölmek
eʒ̆oxedu altına oturmak

45.20.    GAMA- “Yatay derinliği olan kapalı iç mekandan dışarıya” yönelme anlamı verir.

Değişkenleri
gam-: “i, o, u” önünde
gam(v)-: “a” önünde

gamolva ~ gamaxtimu çıkmak
gamaçamu satmak
gamaçodinu tamamen boşaltmak
gamaft̆ilu dışa doğru çekerek yolmak
gamağmalu ~ gamağu dışarı (cansız bir varlığı) çıkarmak

45.21.    GE- yul. CE- gyu. Üstte başlayan bir eylemin dik bir doğrultu çizerek aşağıya doğru yöneldiğini ve alttaki düzlemde sona erdiğini belirtir.

ge-'nin değişkenleri
gy-: “a, o, u” önünde
g-: “i” önünde

ce-'nin değişkenleri
c-: vuayel önünde

gebalu ~ cebu ~ cebalu üstten aşağıya dökmek; üstten aşağıya dökmek dökülmek.
gebaz̆gu ~ cebazgu üstten aşağıya basmak
gebğalu ~ cebğu ~ cebğalu üstten aşağıya dökmek (sayılamayan)
geç̆adu ~ ceç̆adu üstten aşağıya çakmak
gexedu ~ cexedu üzerine oturmak. nʒxenis kogexedu: ata bindi.
gextimu ~ celva aşağı inmek. ncaşen kogextu: ağaçtan indi.

45.22.    GELA- yul. CELA- gyu. GİLA- çxa. Yukarıda başlayan bir eylemin yumuşak (dik olmayan) bir eğilim çizerek aşağıya doğru yöneldiğini belirtir. Eylemin başlangıç ve bitiş noktaları arasındaki yer meyillidir. Ancak eylem herhangi bir noktada bitebilir.

Değişkenleri
gel-: “i, o, u” önünde
gele-: “vi, bi, vu, bu, mi, gi” önünde

cela-'nın değişkenleri
cel-: “i, o, u” önünde
cele-: “vi, bi, vu, bu, mi, gi” önünde

gelabalu ~ celabalu Aşağıya (sıvıyı) dökmek. Xes ʒ̆k̆ari gelubams: eline su döküyor
gelabaru ~ celabaru Aşağıya doğru esmek. ixi gelabars. Rüzgâr aşağıya doğru esiyor. ixi gelabars.
gelabğalu ~ celabğu ~ celabğalu belli bir eğim üzerinde bulunan bir yere dökmek.
geladvalu ~ celadu ~ celadvalu belli bir eğim üzerinde bulunan bir yere koymak.
gelağaru ~ celağaru Aşağıya doğru belli bir eğimle çizmek. k̆odas noşkerite gelağaru: duvara kömürle aşağıya doğru çizdi.
gelağmalu ~ celağu ~ celağmalu Eğimli zeminde yukarıdan aşağıya doğru indirmek
gelast̆ulinu ~ celast̆ulinu Eğimli zeminde yukarıdan aşağıya doğru kaydırmak; Eğimli zeminde yukarıdan aşağıya doğru kaymak
gelaʒ̆k̆omilu ~ celaʒ̆omilu ~ celaʒ̆elimu Eğimli zeminde yukarıdan aşağıya doğru bakmak. Tiʒ̆ale gelaʒ̆k̆ert̆u: aşağıya doğru bakıyordu.

45.23.    GEŞA- yul. Ç̆EŞK̆A- atn. CEŞK̆A- arş. Herhangi bir zemin üzerinde bulunan bir şeyin, orta yerine, odak noktasına, merkezine yönelmeyi anlatır. Eylemin başlangıcı ve doğrultusu belli değildir. Asıl belirtilen eylemin bittiği noktadır.

geşabğalu ~ ceşk̆abğu ~ ç̆eşk̆abğalu Ortasına dökmek
geşadginu ~ ceşk̆adginu ~ ç̆eşk̆adginu ortasında ayakta durdurmak
geşaxaçku ~ ceşk̆axaşk̆u ~ ç̆eşk̆axaşk̆u Ortasına ekmek
geşolu ~ ceşk̆alu ~ ç̆eşk̆avelu ortasına düşmek
ç̆eşk̆abalu atn. birşeyin merkezine, tam orta yerine (sıvıyı) dökmek

45.24.    GO-(1)Etraf, etraflıca, ayrıntısıyla, çevre, çepeçevre, her taraf” anlamlarını verir.

Değişkenler
g-: “o, u” önünde
gv-: “a” önünde

gobğalu ~ gobğu çevresine dökmek
gobgaru bir şeyin çevresinde ağlamak
godgalu ~ godgu bir nesneyi bir şeyin etrafına koymak
gognapu ~ gognu etraflıca anlatmak
got̆axu ~ got̆t̆axu etrafını kırmak
goxedu etrafına oturmak
golva ~ goxtimu etrafı gezmek, dolaşmak

45.25.    GO-(2) “Çarçabuk (alelacele)” anlamlarını yükler.

Değişkenler
g-: “o, u” önünde
gv-: “a” önünde

gobğalu ~ gobğu alelacele tıraş etmek
goʒ̆ilu alelacele toplamak
goçodu çarçabuk tükenmek

45.26.    GOLA-(1)[1] Eylemin yatay düzlemde gerçekleştiğini ya da eylemin yatay hareketini belirtir.

Değişkenleri
gol-: “i, o, u” önünde
golv-: “a” önünde
golo-: “vi, bi, vu, bu, va, ba, mi, gi” önünde

golacinu yatay zeminde yatmak; yatay zeminde yatırmak
goladvalu ~ goladu yatay bir zemine enlemesine koymak (raf, oturacak vs.).
golaxedu yatay zeminde oturmak
golaç̆irdu ~ golaç̆k̆idu enlemesine yırtmak

45.27.    GOLA-(2) Konuşan kişiden uzaklaşan hareketi anlatır.

Değişkenleri
gol-: “i, o, u” önünde
golv-: “a” önünde
golo-: “vi, bi, vu, bu, va, ba, mi, gi” önünde

golağmalu ~ golağu (cansız varlığı) öteye götürmek, öteye taşımak
gololva ~ golaxtimu öteye geçmek; öteye doğru gitmek
golayonu ~ golaonu ~ golaqonu (canlıyı) öteye götürmek
golak̆aP̆inu öteye doğru koşmak; öteye doğru koşarak geçmek

45.28.    GOŞA- yul. K̆OŞK̆A- gyu. “Birşeylerin arasını, arasına ya da arasında” anlamlarını verir.

goşaç̆k̆adu ~ k̆oşk̆aç̆adu araya çakmak
goşaç̆k̆omu ~ k̆oşk̆aşk̆omu arasını ya da arasından yemek
goşadgalu ~ k̆oşk̆adgu ~ k̆oşk̆adgalu arasına koymak; arasına yerleştirmek
goşağmalu ~ k̆oşk̆ağu ~ k̆oşk̆ağmalu seçmek
goşaxedu ~ k̆oşk̆axedu araya oturmak
goşak̆odu ~ k̆oşk̆ak̆odu araya inşa etmek.
goşant̆alu ~ k̆oşk̆ant̆alu araya katılmak; araya katmak; araya karışmak
goşat̆axu ~ k̆oşk̆at̆axu arayı kırmak; arasını kırmak

45.29.    GOYO- atn., GOO- arş. Üstte başlayan bir eylemin aşağıda bulunan bir nesnenin üzerine yönelmesini ve nesnenin üzerinde son bulmasını ifade eder.

Değişkenleri
goy-: vuayel önünde

goyodgalu ~ goodgu üzerine koymak.
goyoxedu ~ gooxedu üzerine oturmak.
goyolva ~ goolva üzerinden geçmek.
goyorçalu ~ goorçalu üzerine sermek.
goyot̆axu ~ goot̆t̆axu üstüne kırmak.

45.30.    GOƷ̆O-(1) yul. arş. K̆OƷ̆O-(1) atn. “Ön, ön taraf, ön kısım” anlamlarını verir.

Değişkenleri
goʒ̆v-: ancak Çamlıhemşin ve Ardeşen'de yöreye göre “o” önünde

goʒ̆at̆k̆oçu ~ goʒ̆vot̆t̆oçu ~ k̆oʒ̆ot̆oçu önüne atmak.
goʒ̆axedu ~ goʒ̆voxedu ~ k̆oʒ̆oxedu önüne oturmak.
goʒ̆odgalu ~ goʒ̆vodu ~ k̆oʒ̆odgalu önüne koymak.
goʒ̆okosu ~ goʒ̆vokosu ~ k̆oʒ̆okosu ön tarafını süpürmek.
goʒ̆otoru ~ goʒ̆votoru ~ k̆oʒ̆otoru önünden çekip almak.

45.31.    GOƷ̆O-(2) yul. K̆OƷ̆O-(2) gyu. “Eylemin bir şeyin altında, aşağısında, yarıdan aşağısında” gerçekleştiğini belirtir.

Değişkenleri
k̆oʒ̆v-: ancak Çamlıhemşin ve Ardeşen'de yöreye göre “o” önünde
k̆oʒ̆-: “i, u” önünde

goʒ̆okturu ~ k̆oʒ̆vokturu ~ k̆oʒ̆omturu altını değiştirmek.
goʒ̆oç̆valu
~ k̆oʒ̆voç̆u ~ k̆oʒ̆oç̆valu alt kısmını yakmak.
goʒ̆ot̆axu
~ k̆oʒ̆vot̆t̆axu ~ k̆oʒ̆ot̆axu altını kırmak
goʒ̆ok̆vatu
~ k̆oʒ̆vok̆vatu ~ k̆oʒ̆ok̆vatu alt tarafını kesmek

45.32.    K̆OK̆O- gyu. OK̆O-(1) yul. İkiye ayırmak, ikiye bölmek anlamını verir. OK̆O-(2)

45.33.    K̆OŞK̆A- gyu. GOŞA- GOŞA-

Değişkenleri
k̆oşk̆-: “i, u” önünde
k̆oşk̆o-: “vi, bi, vu, bu, mi, gi” önünde

45.34.    K̆OƷ̆O- gyu. GOƷ̆O- GOƷO-

Değişkenleri
k̆oʒ̆-: “i, o, u” önünde
k̆oʒ̆v-: “a” önünde
k̆oʒ̆v-: çamlıhemşin ve ardeşen'de yöreye göre “o” önünde

45.35. ME-(1) Eylemin yapandan uzaklaşan hareketi anlatır. Bazen dik yüzeye doğru anlamını da katar.

Değişkenleri
n-: “a, i, o, u” önünde

mekosu dik yüzeye doğru süpürmek
meç̆adu
~ meç̆k̆adu dik bir yüzeye çakmak
mesvaru
dik bir yüzeye yaslayarak dizmek.
mexedu
dik bir yüzeyin önüne oturmak
mexunu
dik bir yerin önüne oturtmak

45.36.    ME-(2) Yapılan eylemden nesnenin “küçük bir bölümünün, bir tarafının, bir kısmının” etkilendiğini anlatır.

memxişolu atn. küçük bir parça koparmak
mepunçxolu
küçük bir parça koparmak
menaxu
bir bölümünü yıkamak
mexvathu
bir kısmını kemirmek

45.37.    MEK̆A- yul. Doğrudan (aşağıya inmeden) karşı tarafa yönelen hareketi anlatır. bkz. 44.40. Meya-

mek̆aşk̆u aşağıya inmeden beri taraftan karşı tarafa canlı bir varlığı göndermek
mek̆axtu
aşağıya inmeden beri taraftan karşı tarafa geçmek
mek̆amalu
aşağıya inmeden beri taraftan karşı tarafa (cansız varlığı) götürmek
mek̆aʒ̆k̆omilu
aşağıya bakmadan beri taraftan karşı tarafa bakmak

45.38.    MELA- Kullanımı en ez olan öneklerden biridir.

meladvalu içeri (ağıza) koymak/put inside (to the mouth). Cari komelidu. ekmeği ağzına aldı.
melagutu kir nüfuz etmek/dirt being absorbed. Lebi komelagutu. Kir nüfuz etti

45.39.    MENDA- ~ MİNDA- Ancak Pazar ve Çamlıhemşin diyalektlerinde iki adet fiilde gözlemlenmektedir. (Daha başka örnekler bulduysanız bize bildiriniz ve Mamtinoba “menda-” ile karşılaştırınız.)

Değişkenleri
mend-: “i, o, u” önünde
mende-: “vi, vu, mi, gi” önünde

mendoyonu zorla ya da ısrar ederek (canlı bir varlığı) birinden almak
        → p̆ap̆u-muşis a k̆at̆u mendoyonu. Dedesinden zorla (ısrar ederek) bir kedi aldı.
        → p̆ap̆uli-muşis k̆at̆u var menduyonu. Dedesinden zorla (ısrarla) kedi almadı.
mendoğmalu zorla ya da ısrar ederek (cansız varlığı) birinden almak
        → Didas a mutxa mendoğmalu şeni p̆anda k̆oʒ̆vabert̆u. Yaşlı kadından bir şey almak için hep ısrar ederdi.
        → Didas p̆ot̆e muti var menduğamt̆u. Yaşlı kadından (zorla, ya da ısrar ederek) hiçbir zaman bir şey almazdı.

Görüldüğü gibi olumsuz biçimlerde ve fiilimsilerde de kullanıldığına göre buradaki “menda-” fiil başıdır.

45.40.    MEŞK̆A- gyu. MEŞA- yul., MİŞA-[2] çxa. Yatay derinliği olan mekanın içine doğru yönelme anlamı verir. Buradaki yatay derinlik aynı zamanda insan tarafından girilmesi zor, bitkilerle kaplı, dar, basık oluşu anlatır.

Değişkenleri
meşk̆- ~ meşe-: “i, o, u” önünde
meşk̆- ~ meşe-: “vi, bi, vu, bu, va, ba, mi, gi” önünde

meşk̆advalu ~ meşadvalu yatay derinliği olup insanın girmesi zor olan bir mekanın içine koymak
meşk̆ağmalu
~ meşk̆ağu ~ meşağmalu yatay derinliği olup insanın girmesi zor olan bir mekanın içine götürmek.
meşk̆ağuru
~ meşağuru yatay derinliği olup insanın girmesi zor olan bir mekanın içinde ölmek.
meşk̆asvaru
~ meşasvaru yatay derinliği olup insanın girmesi zor olan bir mekanın içine dizmek
meşk̆at̆oçu
~ meşat̆k̆oçu yatay derinliği olup insanın girmesi zor olan bir mekanın içine fırlatmak
meşk̆axedu
~ meşaxedu yatay derinliği olup insanın girmesi zor olan bir mekanın içine oturmak.
meşk̆olva
~ meşaxtimu yatay derinliği olup insanın girmesi zor olan bir mekanın içine girmek.

45.41.    MEYA- yul. Eylemin başladığı yerden, önce aşağıya doğru inerek oradan tekrar yukarı çıkıp karşıya geçmeyi anlatır. (Vadinin bir yakasından dereye inip oradan çıkarak vadinin karşı tarafına ulaşmak gibi...)

meyaxtimu Önce aşağıya inerek karşıya geçmek. Nç̆alaşen komeyoxtu. dereden karşıya geçti.
meyaşku
Önce aşağıya inerek karşı tarafa geçirmek
meyaʒ̆k̆omilu
Önce aşağıya bakarak karşıya bakmak
meyamalu
(cansız varlığı) önce aşağıya indirerek karşı tarafa götürmek, geçirmek

45.42.    MEYO- (1) atn. MEO- (1) arş. “Karşı tarafa” anlamı verir.

meyoğmalu ~ meoğu cansız bir şeyi karşı tarafa götürmek, geçirmek.
meyoşkvalu ~ meoşku
Karşıya ya da öte tarafa geçirmek
meyolva
~ meolva karşıya geçmek/cross to the opposite side. Orubaşe komeyoxtu: dereden karşıya geçti.
meyoʒ̆elimu ~ meoʒ̆omilu
karşı tarafa bakmak

45.43.    MEYO-(2) atn. MEO-(2) arş.Yeniden, tekrarlama” anlamı verir.

meyocibu ~ meocibu ~ meyagubu tekrar pişirmek
meyodvalu ~ meodu ~ meyadu
Yeniden adlandırmak
        → Beres yoxo meyodves. çocuğun adını değiştirdiler (yeni bir isim verdiler).
meyogalu ~ meogu ~ meyogalu
bir alışkanlıktan kurtulmak
        → ʒ̆ik̆ara oşus meyagu. Sigara içme alışkanlığını terketti.
meyok̆oreʒxu ~ meok̆oreʒxu tekrar saymak
        → A k̆oreʒxeri para meyok̆oreʒxu. Bir kez sayılmış parayı tekrar saydı.
meyonaxu ~ meonaxu yeniden yıkamak
        → Ağne naxveri dolokunape-muşi meyonaxu. Yeni yıkanmış giysilerini tekrar yıkadı.
meyonç̆aru ~ meonç̆aru ~ meyoç̆aru yeniden (tekrar) yazmak
        → Nç̆arerepe ağne kart̆alis meyonç̆aru. Tüm yazılarını yeni bir kağıda tekrardan yazdı.

45.44.    MO- Konuşana doğru anlamı verir.

Değişkenleri
m-: “u” önünde
mv-: “a” önünde

moğmalu (cansız varlığı) konuşana doğru getirmek
        → germaşe dişk̆a moğams: ormandan odun getiriyor.
mokosu konuşana doğru süpürmek
        → Pavrepe moykosams. yaprakları kendine doğru süpürüyor.
molva ~ moxtimu konuşana doğru gelmek
        → Haşo mulun. bu tarafa geliyor.
moncğonu konuşana doğru göndermek
        → Kart̆ali moncğonu. mektup gönderdi.

45.45.    MOK̆O-(1) Arka, arka taraf anlamı verir.

Değişkenleri
mok̆-: “i, u” önünde
mok̆v-: “a” önünde

Mok̆oʒonu arkasına saplamak, dikmek
Mok̆ogutinu
~ mok̆odgitinu arkasında ayakta durmak
Mok̆osvaru
arkasına dizmek
Mok̆ot̆obu
~ mok̆ot̆k̆obu Arkasına saklanmak
Mok̆ot̆oçu
~ mok̆ot̆k̆oçu Arkasına atmak, arkasından aşırmak
Mok̆oxedu
arka tarafına oturmak
        → k̆ap̆ulas komok̆omixedu. Arka tarafıma oturdu.

45.46.    MOK̆O-(2) yul. Karşıdan beriye doğru direkt (aşağıya inmeden) yönelmeyi belirtir.

mok̆oxt̆imu karşıdan beriye doğru direkt gelmek
mok̆oʒ̆k̆omilu
karşıdan beriye doğru bakmak.
mok̆ot̆k̆oçu
karşıdan beriye doğru atmak.
mok̆oputxu
karşıdan beriye doğru uçmak.

45.47.    MOLA-(1) Eylemin kapalı mekana yöneldiğini ya da eylemin kapalı mekanda gerçekleştiğini belirtir.

molaʒ̆elimu ~ molaʒ̆omilu ~ molaʒ̆k̆omilu kapalı bir mekanın içine bakmak.
        → Muk̆u puci uyonun ya do axiris a komolaʒ̆eru. Kaç ineği var diye ahırın içine şöyle bir baktı.
molabğalu (katı maddeyi) kapalı bir mekanın içine dökmek
        → Pilit̆as markvali molabğu. sobanın içine yumurtaları koydu.
moladvalu kapalı mekanın içine koymak./put inside a closed place.
        → Dişk̆a pilit̆as komolabdvi. Odunu sobaya koydum.
molağuru kapalı mekanın içinde ölmek.
        → Badi oda-muşis xavala xvala komolağuru. Yaşlı adam odasında yapayalnız öldü.
molaxunu kapalı mekanın içine oturtmak; hapsetmek.
        → k̆at̆u odas komolaxunu. Kediyi odaya oturttu; odaya hapsetti.

45.48.    MOLA-(2) Konuşan kişiye doğru yaklaşan hareketi anlatır.

molağmalu (katı maddeyi) öteden beriye doğru getirmek
molancğonu
öteden beriye doğru göndermek
molant̆oru
öteden beriye doğru çekmek, yanaştırmak.
molatoru
öteden beriye doğru çekmek
mololva
~ molaxtimu öteden beriye doğru gelmek
molayonu
~ molaonu (canlı varlığı) öteden beriye doğru getirmek.

45.49.    MOŞK̆A- gyu. MOŞA- yul. “Enlemesine derinliği olan kapalı mekanın içinden dışa doğru yönelme” anlamı verir.

Değişkenleri
moşk̆-: “i, o, u” önünde
moşk̆v-: “a” önünde

moşk̆ayonu ~ moşayonu (canlı varlığı) ortaya çıkarmak.
moşk̆olva
~ moşaxtimu ortaya çıkmak, belirmek.
        → Si-ti nakele moşaxti ? Sen de nereden çıktın ortaya, (nereden belirdin) ?
moşk̆ağmalu ~ moşk̆ağu ~ moşağmalu (cansız varlığı) ortaya çıkarmak (cansız)

45.50.    MOYO-(1) atn. MOO-(1) arş. “üstüne, üzerine ya da tepesini” anlamı verir.

moyoğuru ~ mooğuru birşeyin üzerinde ya da üstünde ölmek
moyokosu
~ mookosu üstünü süpürmek
moyot̆axu
~ moot̆t̆axu üstünü ya da tepesini kırmak.
moyok̆oru
~ mook̆k̆oru üstünü ya da tepesini bağlamak
moyoxvat̆u
~ mooxvat̆u üstünü ya da tepesini kemirmek.

45.51.    MOYO-(2) atn. MOO-(2) arş. Karşı üst taraftan konuşana doğru yönelmeyi belirtir.

moyolva ~ moolva karşıdan konuşana doğru geçmek
moyoşkvalu
~ mooşk̆u karşıdan konuşana doğru geçirmek
moyoyoxu
~ mooyoxu karşıdan konuşana doğru çağırmak
moyoʒ̆elimu
~ mooʒ̆omilu karşıdan konuşana doğru bakmak
moyoğmalu
~ mooğu (cansız varlığı) karşıdan konuşana doğru getirmek
moyoncğonu ~ mooncğonu
(cansız varlığı) karşıdan konuşana doğru göndermek

45.52.    MOƷ̆O- “Üstte konuşana doğru yönelme” anlamı verir.

moʒ̆oxvalu atn. ayaklanmak, ayağa kalkmak.
moʒ̆ok̆ap̆inu
~ moʒ̆onk̆ap̆inu aniden yukarı fırlamak, aniden kalkmak.
        → Ok̆iyinu domagurus moʒ̆ovuk̆ap̆i. Çığlığı duyunca ayağa fırladım.

45.53.    O- yul. Ancak Doğu diyalektlerinde çok az sayıda fiilin başında bulunmaktadır.

Aşağıdakilerle karşılaştırınız
Kököneki “o-” bkz. 33.5.
Mamtinoba “o-” bkz. 34.1.
Başsızlık göstergesi “o-”; bkz. 39.

Odu yul. (gözünü) yummak
Toli obdumer. Gözümü yumuyorum
Toli var obdumer. Gözümü yummuyorum
Toli obdvi. Gözümü yumdum.
Toli var obdvi. Gözümü yummadım.

Bu fiilin başındaki “o-”, tüm kip ve zamanlarda olumlu ve olumsuz biçimlerde bulunduğuna göre fiil-başıdır.
Not:Lazca Batı diyalektlerinde bu fiilin karşılığı, Fiil başı “o-”yu almamaktadır.

odu* (gözlerini) yummak
vudum (gözlerimi) yumuyorum
vudvi (gözlerimi) yumdum
ovudvi** (gözlerimi) yumdum
 var vudvi (gözlerimi)  yummadım
* “odu”daki “o-”, Başsızlık göstergesidir. Çünkü, görüldiği gibi, ancak fiil-isim başında kullanılmaktadır.
** “ovudvi”deki “o-”, Mamtinoba'dır. Çünkü, görüldüğü gibi, olumsuz biçimlerde kullanılmamaktadır.

 

Doğu'da
opşu  ~ doldurmak
obopşi  ~ doldurdum
var obopşi  ~ doldurmadım
obopşam  ~ dolduruyorum
var obopşam  ~ doldurmuyorum

Olumsuz biçimlerde de kullanıldığına göre bu fiilin başındaki “o-”, Mamtinoba değildir.

45.54.    OK̆O-(1) Birleşme ya da bir araya gelme anlamı verir. Ancak, burdaki birleşme iç içe geçme anlamına gelmemektedir. Bir araya gelen şeyler kendi özelliklerini korurlar.

ok̆obgaru birlikte ağlamak
ok̆oç̆adu
birbirine çakmak
ok̆oç̆ambu
birbirine yapıştırmak
ok̆oğmalu
biriktirmek
ok̆olva
~ ok̆oxtimu bir araya gelmek
ok̆osvaru
biraraya dizmek.
ok̆oxaşk̆u
~ ok̆oxaçku birlikte ekmek.

45.55.    OK̆O-(2) yul. K̆OK̆O- gyu.[3] “İkiye ayırma, ikiye bölme” anlamı verir.

Değişkenleri
k̆ok̆-: “i, o, u” önünde
k̆ok̆v-: “a” önünde
ok̆-: “i, o, u” önünde
ok̆v-: “a” önünde

ok̆oçitu ~ k̆ok̆oçitu ortadan yarmak.
ok̆ontxozu
~ k̆ok̆ontxozu iki ayrı örgü yapmak.
ok̆oç̆k̆idu
~ k̆ok̆oç̆irdu ortadan yırtmak; ortadan koparmak
ok̆oç̆k̆odu
~ k̆ok̆oç̆ordu ortadan yırtılmak ya da kopmak
ok̆oç̆k̆oru
~ k̆ok̆oşk̆oru ortadan biçmek.
ok̆ot̆axu
~ k̆ok̆ot̆axu ortadan kırmak, kırıp ortadan bölmek.
ok̆ok̆vatu
~ k̆ok̆ok̆vatu ortadan kesmek
ok̆oʒ̆k̆alu
~ k̆ok̆oʒ̆alu ortadan yarmak ya da ayırmak.
        → Dişkape ok̆oʒ̆k̆u. Odunları ortadan yardı (ayırdı).
ok̆oxvalu
~ k̆ok̆oxvalu yıkmak; bozmak
        → Oxori ok̆oxu. evi yıktı.

45.56.    OXO- “İç içe geçirme, kaynaştırma” anlamı verir.

Değişkenleri
oxv-: bazı yörelerde “o-” önünde

oxobalu ~ ok̆obalu iki farklı sıvıyı (sıcak ve soğuk gibi) birbirine eklemek
oxoç̆valu
~ ok̆oç̆valu bir arada karıştırp yakmak
oxogubu
~ ok̆ocibu bir arada pişmek ya da pişirmek
        → Lu do lobya kok̆ocibu. Lahana ile fasülyeyi bir arada pişirdi.
oxogzalu yanyana iki ya da daha çok ateşi yakmak
oxoktinu
oyalanmak, vakit geçirmek.


[1] Çxala'da “GULA-” “GULA-“ in Çxala

[2] Xopa'da da yöreye göre kullanılmaktadır.

[3] Art̆aşeni-Ok̆ordule'de “ok̆o-” şeklinde söylenir


Mjora.Com Sözlük