|
45
fiil başları
45. Liste: Fiil Başları(P̆riverbi)
Bu çalışmada tüm Lazca diyalektlere bakılarak 51 çeşit
fiil başı keşfedilmiştir. Bazı fiil başları çok sayıda fiil
ve fiilimsilerine eklenebilirken, bazılarının kullanımı
oldukça kısıtlıdır.
Fiil başları fiillerin tüm olumlu ve olumsuz biçimlerine
eklenebilmektedir.
Bazı Fiil başları arkasına gelen kök önekine göre
biçimini değiştirmektedir. Bu bölümde Fiil başlarının temel
biçimini göstermek amacı ile Fiil-isimler madde başı olarak
gösterilmiştir.
45.1. AMA- Dışarıda başlayan bir eylemin yatay
düzlemde hareket ederek kapalı iç mekana yöneldiğini ve
içeride bittiğini belirtir.
Değişkenleri
► am-: “i, o, u”
önünde
► amv-: “a” önünde
► amağmalu
~ amağu: (cansız varlığı) içeri götürmek
► amak̆riyinu: içeriye bağırmak
► amanç̆oru: içeriye doğru delmek
► amaşk̆valu
~ amaşk̆u: içeri yollamak
► amayonu
~ amaonu ~ amaqonu: (canlı varlıkları) içeri
götürmek
► amolva
~ amaxtimu: girmek
45.2. CE- gyu. GE- yul. ➜ GE-.
45.3. CELA- gyu. GELA- yul.
GİLA- çxa. ➜
GELA-
45.4. Ç̆EK̆O-
atn. CEK̆O-
arş. fur. EK̆O-(1)
fur. arş. Arka, ardından, peşinden anlamı verir.
değişkenleri
►
ç̆ek̆-:
“i, o, u” önünde
►
ç̆ek̆e-:
“vi, vu, mi, gi” önünde
cek̆o-'nun
değişkenleri
► cek̆-:
“i, u” önünde
► cek̆v-:
yöreye göre “a, o” önünde
► cek̆e-:
“vi, bi, vu, bu, mi, gi” önünde
ek̆o-'nun
değişkenleri
► ek̆-:
“i, u” önünde
► ek̆v-:
yöreye göre “a, o” önünde
► ek̆e-:
“vi, bi, vu, bu, mi, gi” önünde
►
ç̆ek̆obgaru
~ cek̆ogbaru
~ ek̆obgaru: arkasından ağlamak
►
ç̆ek̆oç̆ordu
cek̆oç̆ordu
~ ek̆oç̆ordu: arkasından yırtılmak
►
ç̆ek̆omʒxvalu
~ cek̆omʒxu
~ ek̆omʒxu: arkasına, arkasından eklemek
►
ç̆ek̆onç̆uşu
~ cek̆onç̆uşu
~ ek̆onç̆uşu: peşinden yetişmek
►
ç̆ek̆osk̆udu
~ cek̆osk̆udu
~ ek̆osk̆udu: arta kalmak, ardında kalmak
►
ç̆ek̆osvaru
~ cek̆osvaru
~ ek̆osvaru: arkasına, ardına dizmek
45.5. Ç̆EŞK̆A
gyu. CEŞK̆A
arş., GEŞA- yul. ➜ GEŞA-
45.6. DO-(1) “Yere doğru” anlamı verir.
[Mamtinoba “do-” ile karşılaştırınız. bkz. 34.2.]
Değişkenleri
► d-: “i, o, u”
önünde
► dv-: “a” önünde
► de-: Atina'da,
“vi, vu, mi, gi” önünde
► dobğalu ~ dobğu yere dökmek
► dodvalu ~ dodu yere koymak
► docinu
gyu. yatmak
► dorgalu ~ dorgu dikmek (bitki)
45.7. DO-(2) Anlamı yalındır. [Mamtinoba “do-” ile
karıştırmayınız. bkz. 34.2]
Değişkenleri
► d-: “i, o, u”
önünde
► dv-: “a” önünde
► de-: Atina'da,
“vi, vu, mi, gi” önünde
► doç̆iru:lazım
olmak
► doguru: öğrenmek
► donç̆inu
~ doç̆k̆inu:
yorulmak
45.8. DOLO- Eylemin dar ve dikine derinliği olan
iç mekana yöneldiğini ifade eder. Çoğu durumda derinlik
anlamı katar.
Değişkenleri
► dol-: “i, o, u”
önünde
► dolv-: “a” önünde
► dele-: Atina'da,
“vi, vu, mi, gi” önünde
► del-: Atina'da,
“i, u” önünde
► dolobğalu ~ dolobğu: (katı nesneyi) dikine derinliği
olan bir yerin içine dökmek
► dolocinu
gyu. dikine derinliği olan bir yerin içine yatmak
(yatırmak).
► doloç̆valu ~ doloç̆u: dikine derinliği olan bir yerin içinde yakmak.
► dolodginu dikine derinliği olan bir yerin içinde durmak.
► dolodvalu ~ dolodu dikine derinliği olan bir yerin içine
koymak.
► dololva ~ doloxtimu dikine derinliği olan bir yerin
içine girmek.
► dologurgulu derin bir uğultu ile gök gürlemek
45.9. E- gyu. viʒ̆.
ark. YE- xop., çxa. Altta başlayan
bir eylemin dik bir doğrultu ile üste doğru yöneldiğini ve
üstte bittiğini belirtir.
Değişkeni
► ey-: vuayel
önünde
► eç̆irdu alttan üste doğru çekip koparmak.
► edanz̆u alttan üste doğru kaldırmak; yükseltmek.
► eğmalu
~ eğu: alttan üste doğru çıkarmak.
► exiru
~ ezdu: dik doğrultuda havaya kaldırmak
► eyolva
~ elva ~ eolva ~ extimu: alttan üste doğru (dik doğrultuda) çıkmak
► ek̆anu alttan üste doğru (dik doğrultuda) atmak
► ek̆ap̆inu alttan üste doğru atlamak
45.10. EK̆O-(1)
Yapılmış veya yapılmakta olan bir eyleme bağlı olarak (peşi
sıra, ardı sıra) yapılan başka bir eylemi ifade eder.
Değişkenleri
► ek̆-:
“i, u” önünde
► ek̆v-:
yöreye göre “a, o” önünde
► ek̆e-:
“vi, bi, vu, bu, mi, gi” önünde
► ek̆obarbalu peşi sıra mırıldanmak, mırıldanarak dolaşmak.
► ek̆ordinu peşi sıra büyütmek.
► ek̆okosu peşi sıra süpürmek (bir iş yaparken aynı zamanda süpürmek).
► ek̆odgitinu birileri yürürken isteyerek geride durmak, geride kalmak.
► ek̆ok̆oru birşeyin peşine, arkasına bağlamak.
► ek̆omşaru bir şeyi arkadan itmek.
45.11. EK̆O-(2)
Var olan bir şeyin içine sonradan ekleme yapıldığını
anlatır.
Değişkenleri
► ek̆-:
“i, u” önünde
► ek̆v-:
yöreye göre “a, o” önünde
► ek̆e-:
“vi, bi, vu, bu, mi, gi” önünde
► ek̆obalu
~ ek̆obu var olan bir sıvının içine sıvı eklemek.
► ek̆obazgu bir şeyin içine basmak.
► ek̆oç̆inaxu ezilmiş birşeyin içine yeni eklemede bulunarak ezmek.
► ek̆odvalu
~ ek̆odu var olanın içine bir şeyi koymak.
► ek̆oxedu oturanların arasına sonradan oturmak
45.12. EK̆O-(3)
“Dik doğrultu ile yukarıya doğru” yönelme anlamı katar.
Değişkenleri
► ek̆-:
“i, u” önünde
► ek̆v-:
yöreye göre “a, o” önünde
► ek̆e-:
“vi, bi, vu, bu, mi, gi” önünde
► ek̆oʒ̆elimu dik doğrultu ile yukarıya doğru bakmak
► ek̆ozdalu dik bir doğrultuda yukarıya doğru kaldırmak
45.13. ELA-(1) gyu. yul. İLA-(1) çxa. Aşağıda başlayan bir eylemin
çok dik olmayan bir eğimde yukarıya doğru yöneldiğini
belirtir. Eylemin başlangıç ve bitiş noktaları arasındaki
yer meyillidir.
Değişkenleri
► el-: “i, o, u”
önünde
► elv-: “a” önünde
► ele-: “vi, bi,
vu, bu, va, ba, mi, gi” önünde
► elo-: Atina'da
bazen, “ma, va” önünde “ele-”nin değişkeni olarak
gözlemlenmektedir.
► elabaru aşağıdan yukarıya doğru rüzgar esmek.
► elayoxu
~ elaoxu ~ elacoxu aşağıdan yukarıya doğru seslenmek, çağırmak.
► elolva
~ elaxtimu aşağıdan yukarıya doğru çıkmak.
► elayonu
~ elaonu ~ elaqonu aşağıdan yukarıya doğru götürmek (canlı)
► elaʒ̆elimu
~ elaʒ̆omilu ~ elaʒ̆k̆omilu aşağıdan yukarıya doğru bakmak.
45.14. ELA-(2) viʒ̆.
ark. İLA-(2) çxa. “Kenar, yan, kenar
taraf, yan taraf” anlamlarını verir.
Değişkenleri
► el-: “i, o, u”
önünde
► elv-: “a” önünde
► ele-: “vi, bi,
vu, bu, va, ba, mi, gi” önünde
► elo-: Atina'da
bazen, “ma, va” önünde “ele-”nin değişkeni olarak
gözlemlenmektedir.
► elaçvalu
~ elaʒu bir kenarını açmak.
► eladvalu
~ eladu bir kenara koymak
► elaç̆irdu
~ elaç̆k̆idu kenarını yırtmak,kenarından yırtmak.
► elaşk̆oru
~ elaç̆k̆oru kenarını biçmek, kenarından biçmek.
► elaç̆opu
bir kenarda yakalamak.
► eladgalu
~ eladgu bir kenara ya da bir şeyin yanına
koymak.
► elaxedu bir kenara, yana ya da yanına oturmak.
45.15. EŞK̆A-(1)
gyu. EŞA-(1) yul. İŞA-(1)
çxa. “Dikine derinliği olan kapalı mekandan
yukarıya doğru” anlamı verir.
Değişkenleri
► eşk̆-:
“i, o, u” önünde
► eşk̆v-:
“a” önünde
► eşk̆e-:
“vi, bi, vu, bu, mi, gi” önünde
eşa-' değişkenleri
► eş-: “a, i, o, u”
önünde
► eşe-: “vi, bi,
vu, bu, mi, gi” önünde
► eşk̆atoru dikine derinliği olan kapalı mekandan yukarıya doğru çekmek.
► eşk̆ayoxu
~ eşk̆aoxu ~ eşacoxu dikine derinliği olan kapalı
mekandan yukarıya çağırmak
► eşk̆olva
~ eşaxtimu dikine derinliği olan kapalı mekandan
yukarı çıkmak.
► eşk̆ancğonu
~ eşancğonu dikine derinliği olan kapalı
mekandan yukarıya (cansız varlığı) göndermek
► eşk̆apinu
~ eşapinu: dikine derinliği olan kapalı
mekandan yukarıya doğru gütmek
► eşk̆ayonu
~ eşk̆aonu
~ eşayonu ~ eşaqonu dikine derinliği olan
kapalı mekandan yukarıya doğru (canlı varlığı) götürmek
► eşk̆aʒ̆elimu
~ eşk̆aʒ̆omilu
~ eşaʒ̆k̆omilu: dikine derinliği olan kapalı mekandan yukarıya doğru bakmak
45.16. EŞK̆A-(2)
gyu. EŞA-(2) yul. İŞA-(2)
çxa. Bir şeyin arasından dikine gelişen hareketi
anlatır.
Eşk̆a-'
değişkenleri
► eşk̆-:
“i, o, u” önünde
► eşk̆v-:
“a” önünde
► eşk̆e-:
“vi, bi, vu, bu, mi, gi” önünde
eşa-' değişkenleri
► eş-: “a, i, o, u”
önünde
► eşe-: “vi, bi,
vu, bu, mi, gi” önünde
► eşk̆abğalu ~ eşk̆abğu ~ eşabğalu araya (katı) dökmek
► eşk̆acinu ~ eşacinu araya yatmak, araya yatırmak
► eşk̆aç̆irdu ~ eşaç̆k̆idu arasını yırtmak; arasından yırtmak; arasını yırtmak
► eşk̆adgalu ~ eşk̆adgu ~ eşadgalu araya koymak
► eşk̆ak̆odu ~ eşak̆odu araya bölme koymak, araya birşeyi inşa etmek
► eşk̆ak̆vatu ~ eşak̆vatu arayı kesmek; arasını kesmek; aradan kesmek
45.17. EXO- çok az sayıda fiilde kullanılmaktadır.
► exondvalu
atn. sorumluluk almak.
45.18. EYO- atn. EO arş.
Altta başlayan bir eylemin üstteki yüzeye yönelişini ve bu
zeminin üzerinde bitişini ifade eder.
► eyobğalu
~ eobğu (sayılamayan) üstüne dökmek
► eyocinu
~ eocinu üzerine yatmak
► eyoçvalu
~ eoʒu üstünü açmak
► eyodgalu
~ eodgu üstüne koymak
► eyoxedu
~ eoxedu üstüne oturmak
► eyorçalu
~ eorçalu üzerine sermek
45.19. EƷ̆O-
Eylemin birşeyin altında, dibinde, altı ya da dip tarafında
yapıldığını belirtir.
Değişkenleri
► eʒ̆-:
“i, o, u” önünde
► eʒ̆v-:
“a” önünde
► eʒ̆e-:
“vi, bi, vu, bu, mi, gi, (ma)” önünde
► eʒ̆obalu
~ eʒ̆obu altına dökmek.
► eʒ̆obaru alttan esmek, altına doğru esmek
► eʒ̆obğalu
~ eʒ̆obğu altına (katı) dökmek
► eʒ̆oç̆adu
~ eʒ̆oç̆k̆adu altına çakmak; altından çakmak
► eʒ̆oç̆inaxu altında ezmek; altında ezilmek
► eʒ̆odvalu
~ eʒ̆odu altına koymak
► eʒ̆oğuru altında ölmek
► eʒ̆oxedu altına oturmak
45.20. GAMA- “Yatay derinliği
olan kapalı iç mekandan dışarıya” yönelme anlamı verir.
Değişkenleri
► gam-: “i, o, u”
önünde
► gam(v)-: “a”
önünde
► gamolva
~ gamaxtimu çıkmak
► gamaçamu
satmak
► gamaçodinu tamamen boşaltmak
► gamaft̆ilu dışa doğru çekerek yolmak
►
gamağmalu
~ gamağu dışarı (cansız bir varlığı) çıkarmak
45.21. GE- yul. CE-
gyu. Üstte başlayan bir eylemin dik bir doğrultu
çizerek aşağıya doğru yöneldiğini ve alttaki düzlemde sona
erdiğini belirtir.
ge-'nin değişkenleri
► gy-: “a, o, u”
önünde
► g-: “i” önünde
ce-'nin değişkenleri
► c-: vuayel önünde
► gebalu
~ cebu ~ cebalu üstten aşağıya dökmek; üstten aşağıya dökmek dökülmek.
► gebaz̆gu
~ cebazgu üstten aşağıya basmak
► gebğalu
~ cebğu ~ cebğalu üstten aşağıya dökmek (sayılamayan)
► geç̆adu
~ ceç̆adu üstten aşağıya çakmak
► gexedu
~ cexedu üzerine oturmak.
nʒxenis
kogexedu: ata bindi.
► gextimu
~ celva aşağı inmek. ncaşen kogextu: ağaçtan indi.
45.22. GELA- yul.
CELA- gyu. GİLA- çxa.
Yukarıda başlayan bir eylemin yumuşak (dik olmayan) bir
eğilim çizerek aşağıya doğru yöneldiğini belirtir. Eylemin
başlangıç ve bitiş noktaları arasındaki yer meyillidir.
Ancak eylem herhangi bir noktada bitebilir.
Değişkenleri
► gel-: “i, o, u”
önünde
► gele-: “vi, bi,
vu, bu, mi, gi” önünde
cela-'nın değişkenleri
► cel-: “i, o, u”
önünde
► cele-: “vi, bi,
vu, bu, mi, gi” önünde
►
gelabalu ~ celabalu Aşağıya (sıvıyı) dökmek. Xes ʒ̆k̆ari
gelubams: eline su döküyor
► gelabaru ~ celabaru Aşağıya doğru esmek. ixi
gelabars. Rüzgâr aşağıya doğru esiyor.
ixi
gelabars.
► gelabğalu ~ celabğu ~ celabğalu belli bir eğim üzerinde bulunan bir yere
dökmek.
► geladvalu ~ celadu ~
celadvalu belli bir eğim üzerinde bulunan bir yere
koymak.
► gelağaru ~ celağaru Aşağıya doğru belli bir eğimle
çizmek. k̆odas noşkerite gelağaru: duvara kömürle aşağıya
doğru çizdi.
► gelağmalu ~ celağu ~ celağmalu Eğimli zeminde yukarıdan aşağıya
doğru indirmek
► gelast̆ulinu ~ celast̆ulinu Eğimli zeminde yukarıdan aşağıya doğru kaydırmak; Eğimli
zeminde yukarıdan aşağıya doğru kaymak
► gelaʒ̆k̆omilu ~ celaʒ̆omilu ~ celaʒ̆elimu Eğimli zeminde yukarıdan aşağıya doğru bakmak. Tiʒ̆ale
gelaʒ̆k̆ert̆u: aşağıya doğru bakıyordu.
45.23. GEŞA- yul. Ç̆EŞK̆A-
atn. CEŞK̆A-
arş. Herhangi bir zemin üzerinde bulunan bir şeyin, orta
yerine, odak noktasına, merkezine yönelmeyi anlatır. Eylemin
başlangıcı ve doğrultusu belli değildir. Asıl belirtilen
eylemin bittiği noktadır.
► geşabğalu
~ ceşk̆abğu
~ ç̆eşk̆abğalu Ortasına dökmek
► geşadginu
~ ceşk̆adginu
~ ç̆eşk̆adginu ortasında ayakta durdurmak
► geşaxaçku
~ ceşk̆axaşk̆u
~ ç̆eşk̆axaşk̆u Ortasına ekmek
► geşolu
~ ceşk̆alu
~ ç̆eşk̆avelu ortasına düşmek
►
ç̆eşk̆abalu
atn. birşeyin merkezine, tam orta yerine (sıvıyı) dökmek
45.24. GO-(1) “Etraf,
etraflıca, ayrıntısıyla, çevre, çepeçevre, her taraf”
anlamlarını verir.
Değişkenler
► g-: “o, u” önünde
► gv-: “a” önünde
► gobğalu
~ gobğu çevresine dökmek
► gobgaru bir şeyin çevresinde ağlamak
► godgalu
~ godgu bir nesneyi bir şeyin etrafına koymak
► gognapu
~ gognu etraflıca anlatmak
► got̆axu
~ got̆t̆axu etrafını kırmak
► goxedu etrafına oturmak
► golva
~ goxtimu etrafı gezmek, dolaşmak
45.25. GO-(2) “Çarçabuk
(alelacele)” anlamlarını yükler.
Değişkenler
► g-: “o, u” önünde
► gv-: “a” önünde
► gobğalu
~ gobğu alelacele tıraş etmek
► goʒ̆ilu
alelacele toplamak
► goçodu
çarçabuk tükenmek
45.26. GOLA-(1)[1]
Eylemin yatay düzlemde gerçekleştiğini ya da eylemin yatay
hareketini belirtir.
Değişkenleri
► gol-: “i, o, u”
önünde
► golv-: “a” önünde
► golo-: “vi, bi,
vu, bu, va, ba, mi, gi” önünde
► golacinu yatay zeminde yatmak; yatay zeminde yatırmak
► goladvalu
~ goladu yatay bir zemine enlemesine koymak
(raf, oturacak vs.).
► golaxedu
yatay zeminde oturmak
► golaç̆irdu
~ golaç̆k̆idu enlemesine yırtmak
45.27. GOLA-(2) Konuşan kişiden
uzaklaşan hareketi anlatır.
Değişkenleri
► gol-: “i, o, u”
önünde
► golv-: “a” önünde
► golo-: “vi, bi,
vu, bu, va, ba, mi, gi” önünde
► golağmalu
~ golağu (cansız varlığı) öteye götürmek,
öteye taşımak
► gololva
~ golaxtimu öteye geçmek; öteye doğru gitmek
► golayonu
~ golaonu ~
golaqonu (canlıyı) öteye götürmek
► golak̆aP̆inu öteye doğru koşmak; öteye doğru koşarak geçmek
45.28. GOŞA- yul. K̆OŞK̆A-
gyu. “Birşeylerin arasını, arasına ya da arasında”
anlamlarını verir.
► goşaç̆k̆adu
~ k̆oşk̆aç̆adu
araya çakmak
► goşaç̆k̆omu
~ k̆oşk̆aşk̆omu arasını ya da arasından yemek
► goşadgalu
~ k̆oşk̆adgu
~ k̆oşk̆adgalu arasına koymak; arasına yerleştirmek
► goşağmalu
~ k̆oşk̆ağu
~ k̆oşk̆ağmalu
seçmek
► goşaxedu
~ k̆oşk̆axedu
araya oturmak
► goşak̆odu
~ k̆oşk̆ak̆odu araya inşa etmek.
► goşant̆alu
~ k̆oşk̆ant̆alu araya katılmak; araya katmak; araya karışmak
► goşat̆axu
~ k̆oşk̆at̆axu arayı kırmak; arasını kırmak
45.29. GOYO- atn., GOO- arş. Üstte
başlayan bir eylemin aşağıda bulunan bir nesnenin üzerine
yönelmesini ve nesnenin üzerinde son bulmasını ifade eder.
Değişkenleri
► goy-: vuayel
önünde
► goyodgalu
~ goodgu üzerine koymak.
► goyoxedu
~ gooxedu üzerine oturmak.
► goyolva
~ goolva üzerinden geçmek.
► goyorçalu
~ goorçalu üzerine sermek.
► goyot̆axu
~ goot̆t̆axu üstüne kırmak.
45.30. GOƷ̆O-(1)
yul. arş. K̆OƷ̆O-(1)
atn. “Ön, ön taraf, ön kısım” anlamlarını verir.
Değişkenleri
► goʒ̆v-:
ancak Çamlıhemşin ve Ardeşen'de yöreye göre “o” önünde
► goʒ̆at̆k̆oçu
~ goʒ̆vot̆t̆oçu ~ k̆oʒ̆ot̆oçu önüne atmak.
► goʒ̆axedu
~ goʒ̆voxedu ~ k̆oʒ̆oxedu önüne oturmak.
► goʒ̆odgalu
~ goʒ̆vodu ~ k̆oʒ̆odgalu
önüne koymak.
► goʒ̆okosu
~ goʒ̆vokosu ~ k̆oʒ̆okosu ön tarafını süpürmek.
► goʒ̆otoru
~ goʒ̆votoru ~ k̆oʒ̆otoru
önünden çekip almak.
45.31. GOƷ̆O-(2)
yul. K̆OƷ̆O-(2)
gyu. “Eylemin bir şeyin altında, aşağısında, yarıdan
aşağısında” gerçekleştiğini belirtir.
Değişkenleri
►
k̆oʒ̆v-:
ancak Çamlıhemşin ve Ardeşen'de yöreye göre “o” önünde
►
k̆oʒ̆-:
“i, u” önünde
► goʒ̆okturu
~ k̆oʒ̆vokturu ~ k̆oʒ̆omturu altını değiştirmek.
► goʒ̆oç̆valu
~ k̆oʒ̆voç̆u ~ k̆oʒ̆oç̆valu
alt kısmını yakmak.
► goʒ̆ot̆axu
~ k̆oʒ̆vot̆t̆axu ~ k̆oʒ̆ot̆axu
altını kırmak
► goʒ̆ok̆vatu
~ k̆oʒ̆vok̆vatu ~ k̆oʒ̆ok̆vatu
alt tarafını kesmek
45.32. K̆OK̆O-
gyu. OK̆O-(1)
yul. İkiye ayırmak, ikiye bölmek anlamını verir. ➜ OK̆O-(2)
45.33. K̆OŞK̆A-
gyu. GOŞA- ➜
GOŞA-
Değişkenleri
►
k̆oşk̆-:
“i, u” önünde
►
k̆oşk̆o-:
“vi, bi, vu, bu, mi, gi” önünde
45.34. K̆OƷ̆O-
gyu. GOƷ̆O-
➜ GOƷO-
Değişkenleri
►
k̆oʒ̆-:
“i, o, u” önünde
►
k̆oʒ̆v-:
“a” önünde
►
k̆oʒ̆v-:
çamlıhemşin ve ardeşen'de yöreye göre “o” önünde
45.35. ME-(1) Eylemin
yapandan uzaklaşan hareketi anlatır. Bazen dik yüzeye doğru
anlamını da katar.
Değişkenleri
► n-: “a, i,
o, u” önünde
► mekosu
dik yüzeye doğru süpürmek
► meç̆adu
~ meç̆k̆adu
dik bir yüzeye çakmak
► mesvaru
dik bir yüzeye yaslayarak dizmek.
► mexedu
dik bir yüzeyin önüne oturmak
► mexunu
dik bir yerin önüne oturtmak
45.36.
ME-(2) Yapılan eylemden nesnenin “küçük bir
bölümünün, bir tarafının, bir kısmının” etkilendiğini
anlatır.
► memxişolu
atn. küçük bir parça koparmak
► mepunçxolu
küçük bir parça koparmak
► menaxu
bir bölümünü yıkamak
► mexvathu
bir kısmını kemirmek
45.37.
MEK̆A-
yul. Doğrudan (aşağıya inmeden) karşı tarafa yönelen
hareketi anlatır. bkz. 44.40. Meya-
► mek̆aşk̆u
aşağıya inmeden beri taraftan karşı tarafa canlı bir
varlığı göndermek
► mek̆axtu
aşağıya inmeden beri taraftan karşı tarafa geçmek
► mek̆amalu
aşağıya inmeden beri taraftan karşı tarafa (cansız
varlığı) götürmek
► mek̆aʒ̆k̆omilu
aşağıya bakmadan beri taraftan karşı tarafa bakmak
45.38.
MELA- Kullanımı en ez olan öneklerden biridir.
► meladvalu
içeri (ağıza) koymak/put inside (to the mouth).
Cari komelidu. ekmeği ağzına aldı.
►
melagutu
kir nüfuz etmek/dirt being absorbed. Lebi
komelagutu. Kir nüfuz etti
45.39.
MENDA- ~ MİNDA-
Ancak Pazar ve Çamlıhemşin diyalektlerinde iki adet fiilde
gözlemlenmektedir. (Daha başka örnekler bulduysanız bize
bildiriniz ve Mamtinoba “menda-” ile karşılaştırınız.)
Değişkenleri
► mend-: “i,
o, u” önünde
► mende-: “vi,
vu, mi, gi” önünde
► mendoyonu
zorla ya da ısrar ederek (canlı bir varlığı) birinden
almak
→
p̆ap̆u-muşis
a k̆at̆u
mendoyonu. Dedesinden zorla (ısrar ederek) bir kedi
aldı.
→
p̆ap̆uli-muşis k̆at̆u
var menduyonu. Dedesinden zorla (ısrarla) kedi
almadı.
►
mendoğmalu zorla ya da ısrar ederek (cansız
varlığı) birinden almak
→ Didas a
mutxa mendoğmalu şeni p̆anda k̆oʒ̆vabert̆u.
Yaşlı kadından bir şey almak için hep ısrar ederdi.
→
Didas p̆ot̆e
muti var menduğamt̆u.
Yaşlı kadından (zorla, ya da ısrar ederek) hiçbir zaman
bir şey almazdı.
Görüldüğü gibi olumsuz
biçimlerde ve fiilimsilerde de kullanıldığına göre buradaki
“menda-” fiil başıdır.
45.40. MEŞK̆A-
gyu. MEŞA- yul., MİŞA-[2]
çxa. Yatay derinliği olan mekanın içine doğru yönelme
anlamı verir. Buradaki yatay derinlik aynı zamanda insan
tarafından girilmesi zor, bitkilerle kaplı, dar, basık oluşu
anlatır.
Değişkenleri
► meşk̆-
~ meşe-: “i, o, u” önünde
► meşk̆-
~ meşe-: “vi, bi, vu, bu, va, ba, mi, gi” önünde
► meşk̆advalu
~ meşadvalu yatay derinliği olup insanın
girmesi zor olan bir mekanın içine koymak
► meşk̆ağmalu
~ meşk̆ağu ~ meşağmalu yatay derinliği olup insanın
girmesi zor olan bir mekanın içine götürmek.
► meşk̆ağuru
~ meşağuru yatay derinliği olup insanın
girmesi zor olan bir mekanın içinde ölmek.
► meşk̆asvaru
~ meşasvaru yatay derinliği olup insanın
girmesi zor olan bir mekanın içine dizmek
► meşk̆at̆oçu
~ meşat̆k̆oçu
yatay derinliği olup insanın girmesi zor olan bir
mekanın içine fırlatmak
► meşk̆axedu
~ meşaxedu yatay derinliği olup insanın
girmesi zor olan bir mekanın içine oturmak.
► meşk̆olva
~ meşaxtimu yatay derinliği olup insanın
girmesi zor olan bir mekanın içine girmek.
45.41.
MEYA- yul. Eylemin başladığı yerden, önce aşağıya
doğru inerek oradan tekrar yukarı çıkıp karşıya geçmeyi
anlatır. (Vadinin bir yakasından dereye inip oradan çıkarak
vadinin karşı tarafına ulaşmak gibi...)
► meyaxtimu
Önce aşağıya inerek karşıya geçmek. Nç̆alaşen
komeyoxtu. dereden karşıya geçti.
► meyaşku
Önce aşağıya inerek karşı tarafa geçirmek
► meyaʒ̆k̆omilu
Önce aşağıya bakarak karşıya bakmak
► meyamalu
(cansız varlığı) önce aşağıya indirerek karşı tarafa
götürmek, geçirmek
45.42.
MEYO-
(1) atn. MEO- (1) arş. “Karşı
tarafa” anlamı verir.
► meyoğmalu ~
meoğu cansız bir şeyi karşı tarafa götürmek,
geçirmek.
► meyoşkvalu
~ meoşku
Karşıya ya da öte tarafa geçirmek
► meyolva
~ meolva karşıya geçmek/cross to the
opposite side. Orubaşe komeyoxtu: dereden karşıya
geçti.
► meyoʒ̆elimu
~ meoʒ̆omilu
karşı tarafa bakmak
45.43.
MEYO-(2) atn.
MEO-(2) arş. “Yeniden, tekrarlama”
anlamı verir.
► meyocibu ~
meocibu ~ meyagubu tekrar pişirmek
► meyodvalu ~
meodu ~ meyadu
Yeniden adlandırmak
→ Beres
yoxo meyodves. çocuğun adını değiştirdiler (yeni bir
isim verdiler).
► meyogalu ~
meogu ~ meyogalu
bir alışkanlıktan kurtulmak
→
ʒ̆ik̆ara
oşus meyagu. Sigara içme alışkanlığını terketti.
► meyok̆oreʒxu
~ meok̆oreʒxu
tekrar saymak
→
A k̆oreʒxeri
para meyok̆oreʒxu.
Bir kez sayılmış parayı tekrar saydı.
►
meyonaxu
~ meonaxu yeniden yıkamak
→ Ağne
naxveri dolokunape-muşi meyonaxu. Yeni yıkanmış
giysilerini tekrar yıkadı.
► meyonç̆aru
~ meonç̆aru
~ meyoç̆aru
yeniden (tekrar) yazmak
→
Nç̆arerepe
ağne kart̆alis
meyonç̆aru.
Tüm yazılarını yeni bir kağıda tekrardan yazdı.
45.44.
MO- Konuşana doğru anlamı verir.
Değişkenleri
► m-: “u”
önünde
► mv-: “a” önünde
► moğmalu
(cansız varlığı) konuşana doğru getirmek
→ germaşe
dişk̆a
moğams: ormandan odun getiriyor.
► mokosu
konuşana doğru süpürmek
→
Pavrepe moykosams. yaprakları kendine doğru
süpürüyor.
► molva
~ moxtimu konuşana doğru gelmek
→ Haşo mulun.
bu tarafa geliyor.
► moncğonu
konuşana doğru göndermek
→ Kart̆ali
moncğonu. mektup gönderdi.
45.45. MOK̆O-(1)
Arka, arka taraf anlamı verir.
Değişkenleri
► mok̆-:
“i, u” önünde
► mok̆v-:
“a” önünde
► Mok̆oʒonu
arkasına saplamak, dikmek
► Mok̆ogutinu
~ mok̆odgitinu
arkasında ayakta durmak
► Mok̆osvaru
arkasına dizmek
► Mok̆ot̆obu
~ mok̆ot̆k̆obu
Arkasına saklanmak
► Mok̆ot̆oçu
~ mok̆ot̆k̆oçu
Arkasına atmak, arkasından aşırmak
► Mok̆oxedu
arka tarafına oturmak
→
k̆ap̆ulas
komok̆omixedu.
Arka tarafıma oturdu.
45.46.
MOK̆O-(2)
yul. Karşıdan beriye doğru direkt (aşağıya inmeden)
yönelmeyi belirtir.
► mok̆oxt̆imu
karşıdan beriye doğru direkt gelmek
► mok̆oʒ̆k̆omilu
karşıdan beriye doğru bakmak.
► mok̆ot̆k̆oçu
karşıdan beriye doğru atmak.
► mok̆oputxu
karşıdan beriye doğru uçmak.
45.47.
MOLA-(1) Eylemin kapalı mekana yöneldiğini ya da
eylemin kapalı mekanda gerçekleştiğini belirtir.
► molaʒ̆elimu
~ molaʒ̆omilu
~ molaʒ̆k̆omilu
kapalı bir mekanın içine bakmak.
→ Muk̆u
puci uyonun ya do axiris a komolaʒ̆eru.
Kaç ineği var diye ahırın içine şöyle bir baktı.
►
molabğalu (katı maddeyi) kapalı bir mekanın içine
dökmek
→ Pilit̆as
markvali molabğu. sobanın içine yumurtaları koydu.
►
moladvalu kapalı mekanın içine koymak./put
inside a closed place.
→ Dişk̆a
pilit̆as
komolabdvi. Odunu sobaya koydum.
►
molağuru kapalı mekanın içinde ölmek.
→ Badi
oda-muşis xavala xvala komolağuru. Yaşlı adam
odasında yapayalnız öldü.
►
molaxunu kapalı mekanın içine oturtmak; hapsetmek.
→
k̆at̆u
odas komolaxunu. Kediyi odaya oturttu; odaya
hapsetti.
45.48.
MOLA-(2) Konuşan kişiye doğru yaklaşan hareketi anlatır.
► molağmalu
(katı maddeyi) öteden beriye doğru getirmek
► molancğonu
öteden beriye doğru göndermek
► molant̆oru
öteden beriye doğru çekmek, yanaştırmak.
► molatoru
öteden beriye doğru çekmek
► mololva
~ molaxtimu öteden beriye doğru gelmek
► molayonu
~ molaonu (canlı varlığı) öteden beriye
doğru getirmek.
45.49.
MOŞK̆A-
gyu. MOŞA- yul. “Enlemesine derinliği olan
kapalı mekanın içinden dışa doğru yönelme” anlamı verir.
Değişkenleri
► moşk̆-:
“i, o, u” önünde
► moşk̆v-:
“a” önünde
► moşk̆ayonu
~ moşayonu (canlı varlığı) ortaya çıkarmak.
► moşk̆olva
~ moşaxtimu ortaya çıkmak, belirmek.
→
Si-ti nakele moşaxti ? Sen de nereden çıktın ortaya,
(nereden belirdin) ?
► moşk̆ağmalu
~ moşk̆ağu
~ moşağmalu (cansız varlığı) ortaya
çıkarmak (cansız)
45.50.
MOYO-(1) atn.
MOO-(1) arş. “üstüne, üzerine ya da tepesini”
anlamı verir.
► moyoğuru
~ mooğuru birşeyin üzerinde ya da üstünde ölmek
► moyokosu
~ mookosu üstünü süpürmek
► moyot̆axu
~ moot̆t̆axu üstünü ya da tepesini kırmak.
► moyok̆oru
~ mook̆k̆oru
üstünü ya da tepesini bağlamak
► moyoxvat̆u
~ mooxvat̆u
üstünü ya da tepesini kemirmek.
45.51.
MOYO-(2) atn.
MOO-(2) arş. Karşı üst taraftan konuşana doğru
yönelmeyi belirtir.
► moyolva
~ moolva karşıdan konuşana doğru geçmek
► moyoşkvalu
~ mooşk̆u
karşıdan konuşana doğru geçirmek
► moyoyoxu
~ mooyoxu karşıdan konuşana doğru çağırmak
► moyoʒ̆elimu
~ mooʒ̆omilu karşıdan konuşana doğru bakmak
► moyoğmalu
~ mooğu (cansız varlığı) karşıdan konuşana
doğru getirmek
► moyoncğonu
~ mooncğonu
(cansız varlığı) karşıdan konuşana
doğru göndermek
45.52.
MOƷ̆O- “Üstte
konuşana doğru yönelme” anlamı verir.
► moʒ̆oxvalu
atn. ayaklanmak, ayağa kalkmak.
► moʒ̆ok̆ap̆inu
~ moʒ̆onk̆ap̆inu
aniden yukarı fırlamak, aniden kalkmak.
→
Ok̆iyinu
domagurus moʒ̆ovuk̆ap̆i.
Çığlığı duyunca ayağa fırladım.
45.53.
O- yul. Ancak Doğu diyalektlerinde çok az sayıda
fiilin başında bulunmaktadır.
Aşağıdakilerle karşılaştırınız
►
Kököneki “o-” bkz.
33.5.
►
Mamtinoba “o-” bkz.
34.1.
►
Başsızlık göstergesi
“o-”; bkz. 39.
|
Odu yul. (gözünü) yummak |
|
Toli obdumer. |
Gözümü yumuyorum |
| Toli var
obdumer. |
Gözümü yummuyorum |
| Toli obdvi. |
Gözümü yumdum. |
| Toli var obdvi. |
Gözümü yummadım. |
Bu fiilin başındaki “o-”, tüm kip ve zamanlarda olumlu ve
olumsuz biçimlerde bulunduğuna göre fiil-başıdır.
Not:Lazca Batı diyalektlerinde bu fiilin
karşılığı, Fiil başı “o-”yu almamaktadır.
|
odu* |
(gözlerini) |
yummak |
| vudum |
(gözlerimi) |
yumuyorum |
| vudvi |
(gözlerimi) |
yumdum |
| ovudvi** |
(gözlerimi) |
yumdum |
| var vudvi |
(gözlerimi) |
yummadım |
* “odu”daki “o-”, Başsızlık göstergesidir. Çünkü,
görüldiği gibi, ancak fiil-isim başında kullanılmaktadır.
** “ovudvi”deki “o-”, Mamtinoba'dır. Çünkü, görüldüğü
gibi, olumsuz biçimlerde kullanılmamaktadır.
|
Doğu'da |
|
opşu |
~
doldurmak |
| obopşi |
~ doldurdum |
| var
obopşi |
~
doldurmadım |
| obopşam |
~
dolduruyorum |
| var
obopşam |
~
doldurmuyorum |
Olumsuz biçimlerde de kullanıldığına göre bu fiilin
başındaki “o-”, Mamtinoba değildir.
45.54. OK̆O-(1)
Birleşme ya da bir araya gelme anlamı verir. Ancak, burdaki
birleşme iç içe geçme anlamına gelmemektedir. Bir araya
gelen şeyler kendi özelliklerini korurlar.
► ok̆obgaru
birlikte ağlamak
► ok̆oç̆adu
birbirine çakmak
► ok̆oç̆ambu
birbirine yapıştırmak
► ok̆oğmalu
biriktirmek
► ok̆olva
~ ok̆oxtimu bir araya gelmek
► ok̆osvaru
biraraya dizmek.
► ok̆oxaşk̆u
~ ok̆oxaçku birlikte ekmek.
45.55. OK̆O-(2)
yul. K̆OK̆O-
gyu.[3]
“İkiye ayırma, ikiye bölme” anlamı verir.
Değişkenleri
►
k̆ok̆-:
“i, o, u” önünde
►
k̆ok̆v-:
“a” önünde
► ok̆-:
“i, o, u” önünde
► ok̆v-:
“a” önünde
► ok̆oçitu
~ k̆ok̆oçitu
ortadan yarmak.
► ok̆ontxozu
~ k̆ok̆ontxozu
iki ayrı örgü yapmak.
► ok̆oç̆k̆idu
~ k̆ok̆oç̆irdu
ortadan yırtmak; ortadan koparmak
► ok̆oç̆k̆odu
~ k̆ok̆oç̆ordu
ortadan yırtılmak ya da kopmak
► ok̆oç̆k̆oru
~ k̆ok̆oşk̆oru
ortadan biçmek.
► ok̆ot̆axu
~ k̆ok̆ot̆axu
ortadan kırmak, kırıp ortadan bölmek.
► ok̆ok̆vatu
~ k̆ok̆ok̆vatu
ortadan kesmek
► ok̆oʒ̆k̆alu
~ k̆ok̆oʒ̆alu
ortadan yarmak ya da ayırmak.
→
Dişkape ok̆oʒ̆k̆u.
Odunları ortadan yardı (ayırdı).
► ok̆oxvalu
~ k̆ok̆oxvalu yıkmak; bozmak
→ Oxori
ok̆oxu.
evi yıktı.
45.56.
OXO- “İç içe geçirme, kaynaştırma” anlamı verir.
Değişkenleri
► oxv-: bazı
yörelerde “o-” önünde
► oxobalu
~ ok̆obalu
iki farklı sıvıyı (sıcak ve soğuk gibi) birbirine
eklemek
► oxoç̆valu
~ ok̆oç̆valu bir arada karıştırp yakmak
► oxogubu
~ ok̆ocibu
bir arada pişmek ya da pişirmek
→ Lu do
lobya kok̆ocibu.
Lahana ile fasülyeyi bir arada pişirdi.
►
oxogzalu yanyana iki ya da daha çok ateşi yakmak
► oxoktinu
oyalanmak, vakit geçirmek.
[1] Çxala'da “GULA-” “GULA-“ in Çxala
[2] Xopa'da da yöreye göre kullanılmaktadır.
[3] Art̆aşeni-Ok̆ordule'de “ok̆o-” şeklinde söylenir
|